Adana’da İş Davası

İş davaları, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulduğu dava türleridir. Bu rehber; hangi taleplerin iş mahkemelerinde görüldüğünü, dava öncesinde zorunlu olan arabuluculuk aşamasını, Adana’da hangi mahkemeye başvurulabileceğini ve yargılama sürecinin nasıl ilerlediğini ilgili kanun hükümleri çerçevesinde açıklar.

Bu bilgiler genel niteliktedir. Her dosyanın koşulları kendine özgüdür; bu nedenle aşağıdaki açıklamalar, somut bir olay hakkında yapılacak hukuki değerlendirmenin yerini tutmaz.

İçindekiler

Hangi uyuşmazlıklar iş mahkemesinde görülür

7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 5. maddesi, iş mahkemelerinin görev alanını üç ana uyuşmazlık grubu altında düzenler.

  • 4857 sayılı İş Kanunu’na veya Türk Borçlar Kanunu’nun hizmet sözleşmelerine ilişkin bölümüne tabi işçiler ile işveren ya da işveren vekilleri arasında, iş ilişkisi nedeniyle sözleşmeden veya kanundan doğan her türlü hukuk uyuşmazlığı. Gazeteciler (5953 sayılı Kanun) ve gemiadamları (854 sayılı Kanun) da bu gruba dahildir.
  • Sosyal Güvenlik Kurumu veya Türkiye İş Kurumu’nun taraf olduğu ve iş ya da sosyal güvenlik mevzuatından doğan uyuşmazlıklar. Ancak idari para cezalarına itirazlar ile 5510 sayılı Kanun’un geçici 4. maddesi kapsamındaki uyuşmazlıklar bu grubun dışındadır.
  • Diğer kanunların iş mahkemelerini görevli kıldığı uyuşmazlıklar.

Uygulamada en sık karşılaşılan talepler; kıdem ve ihbar tazminatı, işe iade, fazla çalışma ücreti, yıllık izin ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücretleri ile ödenmeyen ücret alacaklarıdır.

İş hukuku uyuşmazlıklarını sosyal güvenlik başlığıyla birlikte ele alan bir büro sayfası örneği için İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku sayfasına bakılabilir.

Dava açmadan önce arabuluculuk zorunlu mu

Kısa yanıt: Taleplerin çoğu için evet. 7036 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca, kanuna veya iş sözleşmesine dayanan işçi ya da işveren alacağı ve tazminatı ile işe iade talepleriyle açılacak davalarda önceden arabulucuya başvurulması dava şartıdır. Aynı alacak ve tazminatlara ilişkin itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları da 1 Eylül 2023 tarihinden itibaren bu kapsama alınmıştır (7445 sayılı Kanun ile eklenen hüküm).

Bununla birlikte önemli bir istisna vardır. Aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca, iş kazası veya meslek hastalığından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat davaları ile bunlara ilişkin tespit, itiraz ve rücu davaları dava şartı arabuluculuğa tabi değildir; bu davalar doğrudan açılabilir.

Arabulucuya başvurulmadan dava açılırsa mahkeme, başka bir işlem yapmadan davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddeder. Arabuluculuğa başvurulmuş fakat son tutanak dava dilekçesine eklenmemişse süreç farklı işler: Mahkeme, tutanağın sunulması için davacıya bir haftalık kesin süre verir; bu sürede tutanak sunulmazsa dava dilekçesi karşı tarafa tebliğ edilmeden usulden reddedilir.

Arabuluculuk nasıl işler

Başvuru, karşı tarafın yerleşim yerinde veya işin yapıldığı yerde bulunan arabuluculuk bürosuna yapılır. Birden fazla karşı taraf varsa bunlardan herhangi birinin yerleşim yerindeki büroya başvurmak yeterlidir. Yetki itirazı, belgeyle birlikte en geç ilk toplantıda ileri sürülür; itiraz hakkında sulh hukuk mahkemesi dosya üzerinden kesin olarak karar verir.

Arabulucu, görevlendirildiği tarihten başlayarak başvuruyu üç hafta içinde sonuçlandırır. Zorunlu hâllerde bu süre en fazla bir hafta uzatılabilir. Taraflar toplantıya bizzat, kanuni temsilcileri veya avukatları aracılığıyla katılabilir. İşvereni, yazılı belgeyle yetkilendirilmiş bir çalışan da temsil edebilir ve son tutanağı imzalayabilir.

Geçerli bir mazeret göstermeden ilk toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir. Bu taraf davada haklı çıksa dahi, karşı tarafın ödemesi gereken yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur; ayrıca karşı taraf lehine tarifeye göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir. Yaptırım, 14 Kasım 2024’te yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun değişikliğiyle hafifletilmiştir; değişiklikten önce toplantıya katılmayan taraf yargılama giderlerinin tamamından sorumluydu. Her iki tarafın da toplantıya katılmaması hâlinde ise taraflar kendi giderlerini üstlenir.

Arabuluculuk bürosuna yapılan başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur, hak düşürücü süre işlemez.

Alt işveren işçileri yönünden 2025 yılında önemli bir değişiklik yapılmıştır. Asıl işveren ile alt işverenin arabuluculuk görüşmelerine birlikte katılmasını ve iradelerinin birbiriyle uyumlu olmasını arayan on beşinci fıkra, Anayasa Mahkemesi’nin 3 Haziran 2025 tarihli kararıyla iptal edilmiş; iptal hükmü 17 Ekim 2025’te yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten sonra alt işveren işçisinin başvurusunda asıl işvereni göstermemesi, tek başına dava şartı eksikliği oluşturmaz.

İşe iade davası ve süreleri

İş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesindeki üç koşulun birlikte gerçekleşmesi gerekir: İşyerinde otuz veya daha fazla işçi çalışmalı, işçinin en az altı aylık kıdemi bulunmalı ve iş sözleşmesi belirsiz süreli olmalıdır. Yer altı işlerinde çalışan işçiler için kıdem koşulu aranmaz. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyeri bulunuyorsa işçi sayısı toplam üzerinden belirlenir.

4857 sayılı Kanun’un 20. maddesi, işe iade sürecinde kısa süreler öngörür:

  • Fesih bildiriminin tebliğinden başlayarak bir ay içinde arabulucuya başvurulmalıdır.
  • Arabuluculukta anlaşma sağlanamazsa, son tutanağın düzenlendiği tarihten başlayarak iki hafta içinde iş mahkemesinde dava açılabilir.
  • Arabulucuya başvurulmadan doğrudan açılan dava usulden reddedilirse ret kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının bu şekilde tebliğinden başlayarak iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.

Feshin geçerli bir nedene dayandığını ispatlama yükü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir nedenden kaynaklandığını ileri sürerse bu iddiasını kendisi ispatlamalıdır.

Feshin geçersizliğine karar verilirse işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçi de kesinleşen kararın tebliğinden başlayarak on iş günü içinde işe başlamak üzere işverene başvurmalıdır; aksi hâlde fesih geçerli sayılır. İşveren işçiyi işe başlatmazsa en az dört, en çok sekiz aylık ücret tutarında tazminat öder. İşçiye ayrıca, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı dönem için en çok dört aya kadar doğmuş ücret ve diğer hakları ödenir. Dört aylık süre sabit bir tutar değil, üst sınırdır. Mahkeme her iki kalemi de dava tarihindeki ücreti esas alarak parasal biçimde belirler.

Kıdem ve ihbar tazminatı

Kıdem tazminatı, 4857 sayılı Kanun yürürlüğe girerken korunan 1475 sayılı İş Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenmiştir. En az bir yıllık kıdemi bulunan işçiye, her tam hizmet yılı için 30 günlük ücret tutarında kıdem tazminatı ödenir; artan süreler de aynı oran üzerinden hesaplanır. Hesaplamada giydirilmiş ücret esas alınır. Başka bir deyişle, asıl ücretin yanında işçiye sağlanan para ve para ile ölçülebilen menfaatler de hesaba katılır. 30 günlük süre, sözleşmeyle yalnızca işçi lehine artırılabilir.

Kıdem tazminatına hak kazandıran durumlar sınırlı sayıdadır: İşverenin ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırılık dışındaki bir nedenle sözleşmeyi feshetmesi; işçinin 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesi uyarınca haklı nedenle feshi; muvazzaf askerlik; yaşlılık, emeklilik veya malullük aylığı ya da toptan ödeme almak amacıyla ayrılma; yaş dışındaki şartları tamamlayarak işten kendi isteğiyle ayrılma; kadın işçinin evlilik tarihinden başlayarak bir yıl içinde sözleşmeyi kendi isteğiyle feshetmesi ve işçinin ölümü.

Bir hizmet yılı için ödenecek kıdem tazminatı, en yüksek devlet memuruna aynı süre karşılığında ödenen azami emeklilik ikramiyesini aşamaz. Altı ayda bir güncellenen tutar için kıdem tazminatı tavanı yazısına bakılabilir.

İhbar tazminatı, bildirim koşuluna uyulmadan yapılan fesihte gündeme gelir. 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesindeki bildirim süreleri işçinin kıdemine göre değişir. Bu süreler asgari niteliktedir ve sözleşmeyle artırılabilir.

İşçinin kıdemiBildirim süresi
Altı aydan az2 hafta
Altı aydan bir buçuk yıla kadar4 hafta
Bir buçuk yıldan üç yıla kadar6 hafta
Üç yıldan fazla8 hafta

Bildirim koşuluna uymayan taraf, ilgili süreye ait ücret tutarında tazminat öder. İşveren, bildirim süresinin ücretini peşin ödeyerek iş sözleşmesini feshedebilir. İş güvencesi kapsamı dışında kalan işçiler bakımından, fesih hakkının kötüye kullanılması hâlinde ödenecek kötüniyet tazminatı bildirim süresinin üç katıdır.

Fazla mesai, yıllık izin ve diğer alacaklar

Fazla çalışma

Haftalık kırk beş saati aşan çalışma, fazla çalışma sayılır ve her saat için normal saat ücretinin yüzde elli artırılmış tutarı ödenir. Haftalık çalışma süresi sözleşmeyle kırk beş saatin altında belirlenmişse, sözleşmedeki süreyi aşan fakat kırk beş saate kadar olan çalışmalar fazla sürelerle çalışma niteliğindedir; bu durumda artış oranı yüzde yirmi beştir. Bu iki kavramın karıştırılması, hesabın yanlış yapılmasına yol açar.

Fazla çalışma yapılabilmesi için işçinin onayı gerekir; toplam fazla çalışma süresi bir yılda iki yüz yetmiş saati aşamaz. İşçi, artırımlı ücret yerine serbest zaman kullanmayı seçebilir. Her fazla çalışma saati için bir saat otuz dakika, her fazla sürelerle çalışma saati içinse bir saat on beş dakika serbest zaman verilir. Bu süre, altı ay içinde ve işçinin ücretinden kesinti yapılmadan kullandırılır.

Yıllık ücretli izin

Deneme süresi de dahil olmak üzere en az bir yıl çalışan işçi, yıllık ücretli izne hak kazanır; bu haktan vazgeçilemez. İzin süresi, bir yıldan beş yıla kadar olan kıdemde (beş yıl dahil) on dört gün, beş yıldan fazla ve on beş yıldan az kıdemde yirmi gün, on beş yıl ve üzerindeki kıdemde ise yirmi altı gündür. On sekiz yaşından küçük ve elli yaşından büyük işçilere verilecek izin yirmi günden az olamaz. Yer altı işlerinde çalışanların izin süreleri dörder gün artırılır.

Yıllık izin, işveren tarafından tek taraflı olarak bölünemez. Bölünmesi ancak tarafların anlaşması ve bölümlerden birinin on günden az olmaması koşuluyla mümkündür; bu kural 2016’da değiştirilmiştir. İzin dönemine rastlayan ulusal bayram, hafta tatili ve genel tatil günleri yıllık izinden sayılmaz.

İş sözleşmesi hangi nedenle sona ererse ersin, kullanılmayan izin sürelerinin ücreti sözleşmenin sona erdiği tarihteki ücret üzerinden ödenir. Bu yönüyle yıllık izin ücreti kıdem tazminatından ayrılır: İstifa eden veya haklı nedenle işten çıkarılan işçi de kullanılmayan izin ücretine hak kazanır. Bu alacağa ilişkin zamanaşımı, fesih tarihinde işlemeye başlar.

Bu alacak kalemlerinin bir büronun çalışma alanı tanımında nasıl özetlendiğini gösteren kısa bir iş hukuku çalışma alanı sayfası örneği de incelenebilir.

Adana’da hangi mahkemede, hangi adliyede

Yetkili mahkeme, 7036 sayılı Kanun’un 6. maddesi uyarınca iki temel yere göre belirlenir: Davalının, davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi ile işin veya işlemin yapıldığı yer mahkemesi. Birden fazla davalı varsa bunlardan herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir. İş kazasından doğan tazminat davalarında ayrıca kazanın veya zararın meydana geldiği yer ile zarar gören işçinin yerleşim yeri mahkemesinde dava açılabilir. Bu kurallara aykırı yetki sözleşmeleri geçersizdir.

Adana ilindeki iş mahkemelerinin dağılımı şöyledir:

Adliyeİş mahkemesiBağlı ilçeler
Adana Adliyesi1. ilâ 19. İş MahkemesiSeyhan, Çukurova, Yüreğir, Sarıçam (ayrı adliye yok); mülhakat olarak Karaisalı ve Karataş
Ceyhan Adliyesi1., 2. ve 3. İş MahkemesiCeyhan; mülhakat olarak Yumurtalık
Kozan AdliyesiYok; asliye hukuk mahkemesi bakarKozan; mülhakat olarak Aladağ, Feke, İmamoğlu, Tufanbeyli

İş mahkemesi bulunmayan yerlerde, bu mahkemenin görev alanına giren dava ve işlere o yerdeki asliye hukuk mahkemesi, 7036 sayılı Kanun’daki usul ve esasları uygulayarak bakar. Kozan Adliyesi bakımından da durum böyledir.

İki nokta ayrıca önem taşır: Saimbeyli’de faal ve ayrı bir adliye bulunmaz. Pozantı Adliyesi ise Adana adalet komisyonuna değil, Mersin’deki Tarsus adalet komisyonuna bağlıdır. İstinaf mercii olan Adana Bölge Adliye Mahkemesi, Adana’da bulunur.

Dava nasıl açılır, yargılama nasıl işler

Dava, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 119. maddesinde belirtilen unsurları içeren bir dilekçeyle açılır. Dilekçede tarafların kimlik bilgileri, talep sonucu, dayanılan vakıalar, hukuki sebepler ve deliller gösterilir. Arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneği de dilekçeye eklenir.

İş mahkemelerinde basit yargılama usulü uygulanır. Bu usulde dilekçeler aşaması dava ve cevap dilekçeleriyle sınırlıdır; cevap süresi iki haftadır ve süreç, yazılı yargılama usulüne göre daha kısa sürelerle ilerler. Birden fazla talebin aynı davada ileri sürülmesi hâlinde, her talebe ilişkin vakıalar yönünden ispat yükü ve deliller ayrı ayrı değerlendirilir.

İşçilik alacaklarının hesaplanması çoğu zaman bilirkişi incelemesi gerektirir. Ücret bordroları, puantaj kayıtları, banka hesap hareketleri ve SGK hizmet dökümü bu davalarda sık başvurulan delillerdir.

Zamanaşımı ve hak düşürücü süreler

4857 sayılı Kanun’un ek 3. maddesi; iş sözleşmesinden doğmak koşuluyla yıllık izin ücreti, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, kötüniyet tazminatı ve eşit davranma ilkesine aykırılıktan doğan tazminat için beş yıllık zamanaşımı süresi öngörür. 25 Ekim 2017’de yürürlüğe giren bu hüküm, geçici 8. madde uyarınca bu tarihten sonra sona eren iş sözleşmelerine uygulanır.

Ek 3. maddede sınırlı sayıda alacak yer alır. Ücret, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ve genel tatil ücretleri gibi ücret niteliğindeki alacaklar bu listede sayılmamıştır; bunlar da Türk Borçlar Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Dolayısıyla süre aynı, hukuki dayanak farklıdır.

Haklı nedenle derhal fesih hakkı için ayrıca bir hak düşürücü süre öngörülmüş ve bu süre 4857 sayılı Kanun’un 26. maddesinde düzenlenmiştir. Ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlara dayanan fesih yetkisi, diğer tarafın bu davranışı öğrendiği günden başlayarak altı iş günü ve her durumda fiilin gerçekleştiği tarihten başlayarak bir yıl geçtikten sonra kullanılamaz. Bu süreler hem işçi hem de işveren için geçerlidir. İşçinin olaydan maddi çıkar sağlaması hâlinde bir yıllık süre uygulanmaz.

Masraflar

Aşağıdaki tabloda, 2026 yılında iş mahkemesinde dava açılırken veya yargılama sırasında karşılaşılabilecek başlıca harç ve tarife tutarları gösterilmiştir. İş mahkemeleri asliye mahkemesi derecesinde kurulduğundan, harç ve tarifelerde asliye mahkemeleri için belirlenen tutarlar uygulanır.

KalemTutarDayanak
Başvurma harcı732,00 TLHarçlar Kanunu Genel Tebliği Seri No: 98, RG 31.12.2025, sayı 33124 (5. Mükerrer)
Maktu karar ve ilam harcı732,00 TLHarçlar Kanunu Genel Tebliği Seri No: 98, RG 31.12.2025, sayı 33124 (5. Mükerrer)
Vekâlet pulu (avukatla takipte ve vekâletname sunulduğunda)164,00 TLAvukatlık Kanunu m.27; TBB Duyuru 2025/71
Bilirkişi görevlendirilirse (iş mahkemesi)2.800,00 TLBilirkişilik Asgari Ücret Tarifesi m.6, RG 26.12.2025, sayı 33119
Tanık dinlenirse (tanık başına)130,00 ilâ 200,00 TLHMK Tanık Ücret Tarifesi, RG 28.10.2025, sayı 33061

Tabloda yer alan bilirkişi ücreti asgari tutardır. Tarife yalnızca alt sınırı gösterir; mahkeme, işin kapsamına göre daha yüksek bir ücret belirleyebilir ve aynı dosyada birden fazla bilirkişi görevlendirebilir. Bilirkişinin ulaşım, konaklama ve inceleme giderleri de ayrıca doğabilir.

Gider avansı da ayrıca yatırılır. 2026 tarifesine göre bu avans, taraf sayısının beş katı tutarındaki tebligat ücreti ile diğer iş ve işlemler için belirlenen 530,00 TL’nin toplamından oluşur (Gider Avansı Tarifesi, RG 28.10.2025, sayı 33061). Tebligat birim ücreti PTT tarifesiyle belirlendiği ve Resmî Gazete’de yayımlanmadığı için avansın kesin toplamına burada yer verilmemiştir.

Avukatlık ücreti. Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi’nde iş mahkemeleri için ayrı bir satır bulunmaz. İş mahkemeleri asliye derecesinde olduğundan, asliye mahkemelerinde takip edilen davalar için öngörülen maktu ücret uygulanır; bu tutar 45.000 TL‘dir (RG 04.11.2025, sayı 33067; değişik RG 08.01.2026, sayı 33131 ve RG 28.03.2026, sayı 33207). Bu miktar tarifedeki ücrettir; avukat ile iş sahibi arasındaki sözleşmesel ücret ayrıca kararlaştırılır.

Harç ve tarife tutarları her yıl güncellenir. Bu sayfadaki miktarlar, aşağıda yazılı son güncelleme tarihinde kontrol edilmiştir.

Kararın kesinleşmesi ve sonrası

İş mahkemesi kararlarına karşı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun kanun yollarına ilişkin hükümleri uygulanır. Başvuru süresi, ilamın taraflara tebliğ edildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Kanun yoluna götürülen kararlar, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay tarafından ivedilikle karara bağlanır.

Bununla birlikte bazı kararlar temyize kapalıdır. 7036 sayılı Kanun’un 8. maddesine göre, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesi uyarınca açılan fesih bildirimine itiraz davaları ile toplu iş sözleşmesi veya işyeri düzenlemeleri kapsamında verilen disiplin cezalarının iptali davalarında temyiz yoluna başvurulamaz. Başka bir ifadeyle işe iade davası istinaf aşamasında kesinleşir; aynı düzenleme 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin üçüncü fıkrasında da yer alır.

Para ödenmesine ilişkin kesinleşmiş bir ilam, icra dairesi aracılığıyla ilamlı icra takibine konu edilebilir. Kıdem tazminatı zamanında ödenmezse hâkim, gecikilen süre için mevduata uygulanan en yüksek faize hükmeder; bu faiz, yasal faizden farklıdır.

Sık sorulan sorular

Arabulucuya gitmeden dava açabilir miyim?

İşçilik alacakları ve işe iade talepleri bakımından hayır. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığı anlaşılırsa mahkeme, ek süre vermeden davayı dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddeder. Buna karşılık iş kazası veya meslek hastalığından doğan maddi ve manevi tazminat davaları, dava şartı arabuluculuğa tabi değildir.

İstifa edersem kıdem tazminatı alabilir miyim?

Kural olarak hayır. Ancak işçi, 4857 sayılı Kanun’un 24. maddesindeki haklı nedenlerden birine dayanarak sözleşmeyi feshederse veya askerlik, emeklilik ya da kadın işçinin evlilik tarihinden başlayarak bir yıl içinde feshi gibi kanunda sayılan durumlardan biri gerçekleşirse kıdem tazminatına hak kazanabilir. Buna karşılık yıllık izin ücreti, sözleşme hangi nedenle sona ererse ersin ödenir; dolayısıyla istifa hâlinde de talep edilebilir.

İşyerinde otuzdan az işçi varsa işe iade davası açabilir miyim?

Hayır; bu durumda iş güvencesi hükümleri uygulanmaz. Ancak işçi tüm haklarını kaybetmiş sayılmaz. Koşulları varsa kıdem ve ihbar tazminatıyla diğer işçilik alacaklarını isteyebilir; fesih hakkının kötüye kullanılması hâlinde kötüniyet tazminatı da gündeme gelebilir.

Kozan’da iş davamı nerede açarım?

Kozan Adliyesi’nde iş mahkemesi kurulmamıştır. Bu nedenle iş mahkemesinin görev alanına giren dava ve işlere, 7036 sayılı Kanun’daki usul ve esaslara göre asliye hukuk mahkemesi bakar. Yetkili yer ise davalının yerleşim yeri ile işin yapıldığı yer dikkate alınarak belirlenir.

Fazla mesai alacağım kaç yıl geriye gider?

Fazla çalışma ücreti, ücret niteliğinde bir alacaktır ve Türk Borçlar Kanunu’nun 147. maddesi uyarınca beş yıllık zamanaşımına tabidir. Arabuluculuk bürosuna yapılan başvurudan son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı işlemez.

Adana’da iş hukuku alanında çalışan 5 avukat

Aşağıdaki isimler, avukatların veya bağlı oldukları büroların kendi sitelerinde açıkladıkları çalışma alanlarına göre alfabetik olarak listelenmiştir. Her isim altında konuya ilişkin açıklamaya ve rehberdeki profil bilgilerine ulaşabilirsiniz.

Avukat Ayşegül Sarı

Kurucularından olduğu Sarı Hukuk, iş ve sosyal güvenlik hukuku kapsamında işe iade, kıdem ve ihbar tazminatı, hizmet tespiti ve iş kazası davalarını çalışma alanları arasında sayıyor.

Avukat Ayşegül Sarı profili · Büronun ilgili çalışma alanı açıklaması

Avukat Beyzanur Gerger Durak

Gerger Hukuk, kıdem tazminatı ve işe iade davaları, iş sözleşmeleri, yıllık izin bedelleri ve sosyal güvenlik uyuşmazlıklarını çalışma alanları arasında sayıyor.

Avukat Beyzanur Gerger Durak profili · Büronun ilgili çalışma alanı açıklaması

Avukat Muammer Yılancıoğlu

Kendi sitesindeki iş mahkemeleri sayfasında işçilik alacakları, işe iade, hizmet tespiti ve sosyal güvenlik hukukundan kaynaklanan tespit davalarını çalışma konuları arasında gösteriyor.

Avukat Muammer Yılancıoğlu profili · Büronun ilgili çalışma alanı açıklaması

Avukat Polen Bayrak

Kurucusu olduğu Bayrak Hukuk Bürosu, sözleşmelerin hazırlanması ve müzakeresi yanında iş sözleşmesi davalarını da sözleşmeler hukuku hizmetleri arasında açıklıyor.

Avukat Polen Bayrak profili · Büronun ilgili çalışma alanı açıklaması

Avukat Yusuf Kaplan

Kaplan Hukuk, işçilik alacakları, işe iade, iş kazası ve hizmet tespiti davaları ile dava öncesi arabuluculuk görüşmelerinde taraf temsilini çalışma konuları arasında sayıyor.

Avukat Yusuf Kaplan profili · Büronun ilgili çalışma alanı açıklaması

Çalışma alanı bilgileri 3 Ekim 2026 tarihinde büroların kendi internet sitelerinden kontrol edilmiştir.

Kaynaklar

İlgili diğer sayfalar: Adana’da Hukuk Alanları ve Dava Yolları · Adana’da Boşanma Davası · Seyhan avukatları · Ceyhan avukatları · Kozan avukatları


Hazırlayan ve yayımlayan: adana-avukat.com

Son güncelleme: 04.09.2026


Başa dön tuşu